|
Osmanlı
İmparatorluğu

SULTAN ÜÇÜNCÜ MURAD
1574 - 1595
|
Babası |
: Sultan İkinci Selim |
|
Annesi |
: Afife Nur Banu Hatun |
|
Doğumu |
: 4 Temmuz 1546 |
|
Ölümü |
: 15-16 Ocak 1595 |
|
Saltanatı |
: 1574 - 1595 |
|
Devlet Sınırları |
: 19.902.000 km2 |
HAYATI
Sultan Üçüncü Murad 4
Temmuz 1546 günü Manisa'nın Bozdağ yaylasında dünyaya geldi. Babası, Sultan
İkinci Selim, annesi Afife Nur Banu Sultan'dur. Annesi Venediklidir. Sultan
Üçüncü Murad orta boylu, değirmi yüzlü, kumral sakallı, ela gözlü ve beyaz
tenli bir padişahtı. Çok cömertti ve insanlara yardım etmeyi çok severdi.
Merhametli bir kişiliğe sahip olan Sultan Üçüncü Murad, Arapça ve Farsçayı
çok iyi konuşurdu. Babasının 1558 yılında, Manisa sancak beyliğinden Karaman
valiliğine tayin edilmesi üzerine, dedesi Kanuni Sultan Süleyman tarafından
Alaşehir sancakbeyliğine tayin edildi. Babası Sultan İkinci Selim padişah
olduktan sonra da tekrar Manisa sancakbeyliğine atandı.
Şehzadeliği sırasında bulunduğu Manisa'da devrin en değerli ulemasından
dersler aldı. Osmanlı padişahları içinde en alim padişahlardan birisidir.
Babası Sultan İkinci Selim'in vefatı üzerine Manisa'dan İstanbul'a gelerek
22 Aralık 1574 tarihinde tahta geçti. Ancak o da babası Sultan İkinci Selim
gibi devlet işlerine fazla müdahil olmadı. Bürokrasi ve hükümet daha ziyade
Sokullu Mehmed Paşa tarafından idare edildi. Bunda Sokullu'nun tecrübe ve
dirayeti ile Sultan İkinci Murad'ın idare tarzı büyük rol oynamıştır.
İçkiye ve eğlence meclislerine düşkün olan Sultan Üçüncü Murad, saltanatı
boyunca İstanbul'dan hiç çıkmadı ve saraydaki kadınların etkisinde kaldı.
Daha sonraki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun bir devrini etkileyecek olan
kadınlar saltanatı onun devrinde başladı. 29 yaşında çıktığı tahtta 20 yıl
kalan Sultan Üçüncü Murad 16 Ocak 1595 tarihinde felç geçirdi ve vefat etti.
Ayasofya Camii'nin avlusuna defnedildi.
Sokullu Mehmed Paşa'nın ağırlığını hissettirdiği III. Murad döneminde,
Osmanlı toprakları en geniş sınırlarına ulaştı. Babası İkinci Selim'den
devraldığı 15. 162.151 km kare ülke toprağını, 19.902.000 km kareye çıkardı.
İngilizlerle de dostane ilişkiler geliştirildi. İlk İngiliz
Kapitülasyonunun verilmesiyle İstanbul'a daimi İngiliz elçisi gönderildi.
Papa'nın Katolik Avrupa'da kurabileceği haçlı ittifakına karşı Protestan
İngiltere ile ilişkiler geliştirildi. Daha sonra bu ittifaka Hollanda da
dahil edilecektir. Devlet işlerini Sokullu'ya devreden Sultan Üçüncü Murad
zamanında, sarayda kadınlar devlet işlerine çokça karışmaya başladılar ve bu
durum Sokullu'nun ölümünden sonra da artarak devam etti.
Erkek Çocukları: Üçüncü Mehmed, Selim Bayezid, Mustafa, Osman,
Cihangir, Abdullah, Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemşah,
Yusuf, Hüseryin , Korkud, Ali, İshak, Ömer, Alaüddin, Davud.
Kız Çocukları: Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Fahriye
Sultan.
MİMARİ
ESERLER
Memleketin imarı ile de ilgilenen Sultan Üçüncü Murad,
Topkapı sarayına bazı köşkler ilave ettirdi. Babası sultan İkinci Selim ve
dedesi Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde birçok esere imza atmış olan
Mimar Sinan, Sultan Üçüncü Murad döneminde, ölümüne kadar başarılı
çalışmalarına devam etti.
Azapkapı Sokullu Camii,
İzmit Pertev Paşa Camii ve Külliyesi,
Ilgın Lala Mustafa Paşa Camii,
Üsküdar Eski Valide Camii ve Külliyesi,
Şemsi Ahmed Paşa Camii ve Medresesi,
Tophane Kılıç Ali Paşa Camii, Sebil ve Hamamı,
Manisa Muradiye Camii,
İvaz Efendi Camii ve Ramazan Efendi Camii,
Sultan Üçüncü Murad'ın Mimar Sinan'a yaptırdığı eserlerdendir. 1588'de Mimar
Sinan'ın ölümünden sonra yapı faaliyetinde belirli bir azalma olmuştur.
Sultan Üçüncü Murad döneminde ayrıca, Kars kalesi inşa edildi. Mekke'de
Kabe-i Şerif'in duvarları mermer yaptırıldı ve Medine'de bir medrese inşa
ettirildi. İstanbul'daki Toptaşı Tımarhanesi de Sultan Üçüncü Murad
döneminde yapılan eserlerindendir.
LEHİSTAN İLİŞKİLERİ
Lehistan'ın Fransız Kralı Henry, Sultan İkinci Selim'in
isteğiyle diğer Avrupalı rakiplerini geride bırakarak tahta geçmişti.
Osmanlı Devleti'nin Lehistan yönetiminde hakim olmaya çalışmasının nedeni,
Avusturya'ya komşu olan iki müttefike sahip olmaktı.
Fransızlarla Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlayan iyi ilişkiler zaten
mevcuttu. Lehistan yönetimine de hakim olmak, Avusturya karşısında Osmanlı
Devleti'ni güçlü kılacaktı. Fakat bir süre sonra Fransa tahtının boşalması
üzerine, Henry, Lehistan'dan ayrılarak kral olmak üzere Fransa'ya gitti.
Lehistan da oluşan iktidar boşluğu üzerine Sultan Üçüncü Murad duruma
müdahale etti.
Sultan Üçüncü Murad'ın isteği üzerine Erdel Beyi Bathary Lehistan'a kral
oldu. Lehistan ile bir antlaşma yapıldı ve bu siyasi gelişmeler sonunda
Osmanlı Devleti'nin kuzey sınırı güvenli bir hal aldı.
VENEDİKLE İLİŞKİLER
Sultan Üçüncü Murad döneminde Osmanlı-Venedik ilişkileri
barış içinde devam ediyordu. 1584 yılında bir yeniçeri isyanında isyancılar
tarafından öldürülen Trablusgarp Valisi Ramazan Paşa'nın hanımını ve
çocuklarını İstanbul'a getiren Osmanlı gemisine Kefalonya açıklarında
saldıran Amiral Emmo komutasındaki Venedik gemileri, barışı bozdular.
Gemideki 250 kadar Osmanlı askeri öldürüldü, kadınlara tecavüz edildikten
sonra denize atıldı. Bu olay İstanbul'da duyulunca Venedik Senatosu'na bir
ültimatom gönderildi.
Osmanlı Devleti'nin gücünden çekinen Venedik Senatosu şartlara uymak zorunda
kaldı ve Amiral Emmo derhal asılarak İstanbul'a gönderildi. Ayrıca Ramazan
Paşa'nın hanımı, çocukları ve malları da eksiksiz olarak Preveze kadısına
teslim edildi.
Venedik Senatosu'na gönderilen ikinci bir ültimatomda şöyle deniyordu:
"Venedik korsanları, bir daha Osmanlı ahalisinin bulunduğu hiçbir gemiye
dokunmayacaklardır. Şayet böyle bir hadise meydana gelirse, Venedik üzerine
donanma gönderilecektir."
Venedik Senatosu, Sultan Üçüncü Murad'ın kararlılığını karşısında İstanbul'a
arka arkaya üç elçi gönderdi ve meseleleri barış yoluyla halletmeye çalıştı.
İNGİLTERE İLE İLİŞKİLER
Osmanlı-İngiliz ilişkileri ilk olarak ticari alanda
başladı. İngiltere Kraliçesi Elizabeth, İstanbul'a bir iki defa elçi
göndermiş ve Sultan İkinci Murad'a: "Yüce Türk" diye hitap etmişti. Sultan
Üçüncü Murad'da kraliçeye "Vilayet-i İngiltere kraliçesinin yalnız dostu
değil, aynı zamanda hamisiyiz" diyordu.
İngiltere'nin gönderdiği ilk elçi William Harborne, 24 Nisan 1583'te huzura
kabul edilmiş ve padişaha hediyeler getirmişti. O zamana kadar Ceneviz,
Venedik, Dubrovnik tüccarı yanısıra, 1569 yılında verilen Kapitülasyonla
Fransız tüccarı da Osmanlı limanlarında ticaret yapma hakkına sahipti.
Kraliçe Elizabeth tarafından gönderilen İngiliz elçisi de Osmanlı
limanlarında ticaret yapmak için gerekli olan kapitülasyonu alabilmek için
İstanbul'a gelmişti.
Venedik ve Ceneviz haricindeki Kapitülasyonu olmayan devletlerin tüccarı,
Fransız bayrağıyla Osmanlı limanlarına geliyordu. 1572 Bartalameos katliamı
ile birlikte Katoliklerden yüz çevirmeye başlayan Osmanlı hükümeti, Papa'nın
koyduğu (barut, kalay, top güllesi gibi) stratejik harp malzemesi
ambargosunu kırabilmek için, önce Protestan olan İngiltere'ye yakınlaştı.
Böylece Akdeniz'de İngiliz-Fransız rekabeti başlamış oldu. Bu rekabetten
Osmanlı Devleti de birçok siyasi menfaat kazanmış oldu.
FAS'IN FETHİ
Osmanlı Devleti Fas'a kadar olan tüm Kuzey Afrika'yı
topraklarına katmıştı. Sultan Üçüncü Murad tahta geçtiği sırada Fas'ta
iktidar mücadeleleri boy gösteriyordu. Fas Osmanlı'dan yana olanlar ve
Portekiz'den yana olanlar diye ikiye bölünmüştü.
1578 yılında Fas sultanının da ricası ile Fas'a giden Ramazan Paşa
komutasında ki Osmanlı kuvvetleri Vadi-üs Sebil'de yapılan savaşta Portekiz
kuvvetlerini yendiler ve böylece Fas Sultanlığı Osmanlı himayesine alındı
İRAN İLE İLİŞKİLERİ
İran'da Şah Tahmasb'ın oğlu Şah İsmail, Osmanlı Devleti
ve İran arasındaki barış antlaşmalarına riayet etmemiş ve Osmanlıya bağlı
bazı emirleri kendi tarafına çekmeyi başarmıştı. Osmanlı hükümeti Van
Beylerbeyine talimat vererek orada huzurun sağlanmasını istemişti. İran'ın
Luristan valisinin Osmanlı devletine sığınması gergin olan ilişkileri iyice
bozdu.
Bu arada Şah İsmail ölmüş, İran'da taht kavgaları başlamıştı. Bu durumdan
yararlanılmasını isteyen Van Beylerbeyi, İran'a saldırılması gerektiğini
bildirdi. Sokullu Mehmed Paşa savaş taraftarı değildi ama, yönetimde etkin
olan Sinan Paşa ve Lala Mustafa Paşa İran seferine başkomutan olmak
istiyorlardı.
Sokulluya rağmen başlatılan İran savaşının ilk evresi 1577-1589 yılları
arasında on iki yıl sürdü. Özdemiroğlu Osman Paşa komutasındaki Türk
birlikleri İran kuvvetlerini Çıldır'da yendi. Bu savaştan sonra tüm
Gürcistan fethedildi. Tiflis Osmanlı vilayeti durumuna getirildi(1578). Aynı
yıl Şirvan da Osmanlı topraklarına katıldı.
Bu gelişmeler üzerine İran barış istemek zorunda kaldı. 21 Mart 1590
tarihinde yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına (İstanbul) göre;
Kars, Tebriz, Tiflis, Gence, Şehrizur, (Azerbaycan, Gürcistan, Dağıstan ve
Kuzey Kafkasya) Osmanlı Devletinde kalacaktı. Bu antlaşma ile Osmanlı
devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaşmış oluyordu.
AVUSTURYA İLE İLİŞKİLER
Avusturya ile 1590 yılında sekiz yıl sürecek bir barış
antlaşması yapılmıştı. 1593 yılında, Telli Hasan Paşa'nın başıbozukların
oluşturduğu Uskukların üzerine yürümesini savaş sebebi sayan Avusturya,
barışı bozdu. Avusturya İmparatoru II. Rudolf ödemekte olduğu vergiyi
vermediği gibi Eflak, Erdel ve Boğdan beylerini de isyana teşvik etmişti.
Telli Hasan Paşa Hırvatistan sınırındaki Siska kalesini kuşatma altında
tutuyordu. Çok şiddetli geçen çarpışmalar sonunda Osmanlı Kuvvetleri ağır
kayıplar verdi. Hasan Paşa ve binlerce askerle birlikte Hersek Sancakbeyi de
şehit düştü. Bunun üzerine Sinan Paşa'nın ısrarıyla 1593 yılında
Avusturya'ya savaş ilan edildi.
Yapılan savaşlar sonunda Avusturyalılar Tuna'yı geçerek Rusçuk'a
saldırdılar, Müslüman halka büyük zulümler yapıldı. Sultan Üçüncü Murad
vefat ettiğinde Avusturya'yla savaş devam ediyordu.
|