|
Osmanlı
İmparatorluğu

SULTAN İKİNCİ SELİM
1566 - 1574
|
Babası |
: Kanuni Sultan Süleyman |
|
Annesi |
: Hürrem Sultan |
|
Doğumu |
: 28 Mayıs 1524 |
|
Ölümü |
: 15 Aralık 1574 |
|
Saltanatı |
: 1566 - 1574 |
|
Devlet Sınırları |
: 15.162.000 km2 |
HAYATI
Sultan İkinci Selim 28
Mayıs 1524'de İstanbul'da doğdu. Babası Kanuni Sultan Süleyman, annesi
Hürrem Sultan'dır. Hürrem Sultan Slav kökenlidir. Orta boylu, açık alınlı,
mavi, gözlü, ince kaşlı ve sarışın bir padişahtı. Şehzadeliğinde mükemmel
bir tahsil ve terbiye ile yetiştirildi. Devlet idaresini iyice öğrenmek için
de Anadolu'nun çeşitli yerlerinde sancakbeyliği yaptı. Bu sırada tahsiline
devam ederek, ilim ve tecrübesini arttırdı.
Sarı Selim olarak da anılan II. Selim, Kütahya sancakbeyi
iken aldığı, babası Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın ölüm haberi
üzerine İstanbul'a gelerek, 30 Eylül 1566 günü 42 yaşında iken tahta geçti.
Sarı Selim daha önceki Osmanlı Sultanlarına göre silik ve zayıf bir
hükümdardı.
Babasının saltanatı sırasında diğer kardeşleri Şehzade Bayezid ve Şehzade
Mustafa'nın bertaraf edilmesiyle kolayca tahta geçen Sultan İkinci Selim,
adını aldığı dedesi Yavuz Sultan Selim ve babası Kanuni'ye göre oldukça
silik bir idare sergilemiştir. Devrin büyük devlet adamları sayesinde
Osmanlı Devleti ihtişamını sürdürmüş, Sokullu Mehmed Paşa gibi dirayetli ve
tecrübeli vezirler hükümeti ayakta tutmuşlardır. Sultan İkinci Selim'in
kendisi hiç sefere çıkmamış ve liyakatli olmayan Ali Paşa'nın Kaptan-ı
Deryalığında İnebahtı faciası yaşanmıştır. 8 yıl padişahlık yaptıktan sonra
15 Aralık 1574 günü vefat etti. Ayasofya'ya defnedildi. Sultan İkinci Selim
İstanbul'da ölen ilk Osmanlı Padişahıdır.
Sultan İkinci Selim'in tahta çıktığı ilk yıllarda, bazı siyasi çekişmeler
yaşandı. Sokullu Mehmet Paşa bu çekişmelerden galip olarak ayrıldı ve 15 yıl
sadrazamlık yaptı. Sadrazamlık yaptığı bu dönemde devlet yönetimine
ağırlığını koydu.
Sultan İkinci Selim, babası Kanuni Sultan Süleyman'dan 14. 892.000 km. kare
olarak devraldığı İmparatorluk topraklarını, oğlu Sultan Üçüncü Murad'a
15.162.000 km. kare olarak bırakmıştır.
Şaheser beyitlerinden biri şudur:
"Biz bülbül-i muhrık-ı dem-i şekvayı firakız
Ateş kesilir geçse saba gülşenimizden"
Erkek Çocukları: Üçüncü Murad, Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman,
Mehmed, Cihangir.
Kız Çocukları: Fatma Sultan, Şah Sultan, Gevherhan Sultan, Esma
Sultan.
MİMARİ
ESERLER
Sultan İkinci Selim memleketin imar ve inşası ile de
ilgilenmiştir. 1569 yılında Karadeniz'le Hazar Denizini bir kanalla
birleştirme çalışmalarını başlattı. Ayasofya Camii yeniden onarıldı ve iki
minare eklendi. Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümünden sonra birbirinden güzel
mimari eserler vermeye devam eden Mimar Sinan'ın en büyük eserlerinden biri
olan Edirne Selimiye Camii, Edirne'yi çok seven ve zaman zaman oraya gidip
kalan Sultan İkinci Selim için yapıldı (30 Ekim 1574).
Yine Sultan İkinci Selim döneminde;
Eyüb Zal Mahmud Paşa,
Konya Selimiye Camii,
Lüleburgaz Sokullu Camii ve Külliyesi,
Karapınar Sultan Selim Camii,
Payas Sultan Selim Camii ve Külliyesi,
Kasımpaşa Piyale Paşa Camii gibi eserler de yapıldı.
Bunlardan başka;
Mekke-i Mükerreme'nin su yollarını tamiri,
Mescid-i Haram'ın mermer kubbeleri,
Lefkoşe Selimiye Camii'nin inşaası,
Aziz Efendi Tekkesi,
Navarin Limanına hakim bir mevkiye yaptırdığı kule hayır eserlerindendir.
KANAL PROJELERİ
Astrahan'ı Türklerden alan Rusların amacı güneye doğru
inmekti. Osmanlı Devleti 13 yıl sonra Astırhan'a sefer düzenlemeye karar
verdi. Bu seferle beraber Don ve Volga nehirlerinin birleştirilmesi de
düşünüldü. Bu sayede Karadeniz ve Hazar birbirine bağlanacak Osmanlılar Asya
içlerine hakim olabileceklerdi. İran tehlikesi ortadan kalkacak Rusların
güneye inme hayalleri ortadan kalkacaktı.
Kanal açılma işi Defterdar Kasım Bey'e verilmişti. Kanal'ın üçte biri
tamamlanmış olmasına rağmen Kırım Hanının kışın çok uzun ve soğuk olacağı
yönündeki olumsuz propagandaları asker ve işçiler üzerinde olumsuz etkiler
bıraktı. Kışın gelmesiyle proje yarım kaldı ve bir daha devam edilmedi.
Süveyş kanalının açılması düşüncesi de yine Sultan İkinci Selim zamanında
gündeme geldi. Mısır Beylerbeyinin konuyla ilgili sunduğu proje Sokullu
Mehmed Paşa'nın bu konuya yeterince önem vermemesi yüzünden ortadan kalktı.
ENDONEZYA SEFERİ
Deniz seferleri devam ediyordu. Endonezya'daki Müslüman
Açe Devleti'ne yardım etmek için, Hızır Hayreddin komutasında 15-20 parçalık
bir kuvvet gönderildi. Böylece Osmanlı hakimiyeti ve gücü Uzakdoğuya kadar
uzanmış oluyordu (1569).
YEMEN SEFERİ
Kanuni zamanında başlayan Hint okyanusundaki mücadeleler
Sultan İkinci Selim zamanında da devam etti. Yemen, çıkan ayaklanma üzerine
sefer düzenlendi. Orada çıkan ayaklanma bastırıldı (1570).
KIBRIS'IN FETHİ
Kıbrıs Venediklilerin elinde bulunmaktaydı. Mısır'ın
alınmasından sonra Memluklülere vergi veren Kıbrıs, Osmanlılara vergi
vermeye başlamıştı. Ekonomik, stratejik ve coğrafi yönden çok önemli olan
Kıbrıs seferinin kolay olacağı düşüncesiyle Lala Mustafa Paşa Kıbrıs
Seferine taraftar olurken, Sokullu Mehmed Paşa ise yeni bir Haçlı Seferine
yol açacağı endişesiyle Kıbrıs'ın fethine muhalif kalmıştı.
1570 yılının Ekim ayında Kıbrıs'taki irili ufaklı tüm şehirler alınmış,
Kıbrıs'ın başkenti durumundaki Lefkoşe Osmanlıların eline geçmişti. Ancak
Kıbrıs'ın en önemli kentlerinden olan Magosa henüz alınamamıştı. Lala
Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri yardımcı birliklerin de
gelmesiyle, Magosa kalesini karadan ve denizden kuşatmaya başladı. Yaklaşık
bir yıl süren kuşatmadan sonra Magosa da teslim olmak zorunda kaldı (4
Ağustos 1571). Adaya Türkler yerleştirildi.
İNEBAHTI SAVAŞI
Kıbrıs'ın alınması Avrupa'da bir Haçlı donanmasının
hazırlanmasına neden oldu. Don Juan komutasındaki Haçlı donanmasında
Venedik, İspanya, Malta, Papalık ve diğer İtalya hükümetlerine ait gemiler
bulunuyordu. Osmanlı Donanmasının değerli komutanları Pertev Paşa ve Uluç
Ali Paşa bu karşılaşma sırasında savunma yapılmasını istedilerse de Kaptan-ı
Derya Ali Paşa saldırıda bulunulmasını istedi.
İki donanma Mora'nın kuzey, Orta-Yunanistan ile Karlıeli'nin güney
kapılarında bulunan İnebahtı körfezinde karşılaştı (7 Ekim 1571). Şiddetli
çarpışmalardan sonra Kaptan-ı Derya Ali Paşa ve beraberindekiler şehit
düştü.
Osmanlı donanması beklemediği bir darbe aldı ve çok sayıda
gemisi batırıldı. Savaşta büyük başarılar göstererek gemilerini kurtarmayı
başaran Uluç Ali Paşa Sokullu Mehmed Paşa tarafından, Kaptan-ı Deryalığa
getirildi.
Sokullu Mehmed Paşa yeni bir donanma hazırlamasını istedi. Bunun için çok
sayıda malzemeye ihtiyaç olduğunu kısa süre içinde böyle bir donanmanın
hazırlanmasının zor olduğunu söyleyen Uluç Ali Paşa'ya Sokullu; "Bütün
donanmanın demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini
atlastan yapabiliriz. Hangi geminin malzemesi yetişmezse gel benden al."
demesi Osmanlı Devletinin o dönemdeki gücünü göstermesi açısından
önemlidir.
Sokullu Mehmed Paşa gönderilen Venedik elçisine İnebahtı Deniz Savaşıyla
ilgili olarak
"Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı'nda bizi yenmekle,
sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen
sakalın yerine daha gür çıkar."
Bununla beraber İnebahtı faciasından sonra kaybedilen
binlerce denizciyi yerrine getirmek kolay olmamış ve tecrübesiz,
leventlerden teşkil edilen yeni donanma Osmanlı'ya Akdeniz'de eski kudretini
kazandıramamıştır. Artık Avrupa siyasetini yönlendirecek ve ticaret
yollarını hakimiyet altına alacak Hint Seferleri gibi büyük projelere de
edilmemiştir
TUNUS'UN ALINMASI
Osmanlılar Uluç Ali Paşa komutasındaki yeni hazırlanmış
donanma ile Akdeniz'e indi. Venedikliler barış istediler. Ayrıca Tunus
kıyılarında bazı bölgeler fethedildi (1574).
|