|
Osmanlı
İmparatorluğu

YAVUZ SULTAN SELİM
1512 - 1520
|
Babası |
: Sultan İkinci Bayezid |
|
Annesi |
: Gülbahar Hatun |
|
Doğumu |
: 10 Ekim 1470 |
|
Ölümü |
: 21-22 Eylül 1520 |
|
Saltanatı |
: 1512 - 1520 |
|
Devlet Sınırları |
: 6.557.000 km2 |
|
|
|
HAYATI
Yavuz Sultan Selim 10
Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar
Hatun'dur. Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan
Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş,
yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert
tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı.
Babası Sultan İkinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet
idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.
Şehzade Selim, Trabzon'da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük
alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok
güzel idare eden Şehzade Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi
oldu.
Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç
sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri
ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda
yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.
Çok güzel ata biniyor, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi
kılıç kullanıyordu. Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten
hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe
sahip olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve
ağaçtan tabaklar kullanırdı.
Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı
tatminkar hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten
sonra, söyle vasiyet etti:
"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse
kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Humayun benim mührümle
mühürlensin."
Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi
dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.
Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi.
Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dediği
rivayet edilir. Bir kulağına da küpe takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan
Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat etti.
Hayatının son dakikalarında Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman,
Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim
Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i
sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmış büyük bir padişah olarak
değerlendirdiler.
Erkek çocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan
MİMARİ
ESERLER
Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmed zamanında
yapılan Haliç Tersanesi'ni kapasite olarak arttırdı.
Medreselerin yanında, sosyal ve ticari alanda hizmet verecek
birçok bina inşa ettirdi.
Hayatı yoğun savaşlarla geçen Yavuz Sultan Selim,
Diyarbakır Fatih Paşa Elbistan Ulu Camii,
Şam Salihiye'de Muhyiddini Arabi'ye Camii,
İmaret ve Türbesi gibi hayır eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur.
Ayrıca temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni
bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından
tamamlanmıştır.
ÇALDIRAN SAVAŞI
Yavuz Sultan Selim, babası Sultan İkinci Bayezid ve
kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta çıktığında, Osmanlı Devleti
sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi
Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla huzur
sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı.
Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini
tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı
baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri,
Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti.
Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı
kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah,
kaçarak hayatını zor kurtardı.
Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok
sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail
eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir
tehlike kalmamış oldu.
15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden
Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak
şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra,
Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi
alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu
beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine
girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.
MERCİDABIK ZAFERİ
Fatih Sultan Mehmed devrinden kalan anlaşmazlık ve İran
Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz
Sultan Selim, bu ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar
verdi. Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz
günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığı'na bağlı
Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos 1516) kaleleri birer gün arayla
teslim oldular.
Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır
Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı.
Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan
Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.
RİDANİYE ZAFERİ
28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir
direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı.Hama (19 Eylül 1516), Humus (21
Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan
emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz 30
Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık
Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı
hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini
öldürmüş ve Venedikliler'den top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir
savunma hattı kurmuştu.
Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte, ilkçağdan beri hiçbir komutanın
cebren geçemediği Sina Çölü'nü 13 günde geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu
ile karşılaştı.
Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağı'nın etrafını dolaşarak
güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır ordusunun
yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak 1517'de Ridaniye
Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti tarihe karıştı.
İLK HALİFE YAVUZ SULTAN SELİM
24 Ocak 1517'de Kahire alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz büyük
bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır Memlükleri'ne bağlı Abbasi halifeliğine
son verdi. Yakalanan Tumanbay idam edildi.
Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı
hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı.
Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen
ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu.
6 Temmuz 1517'de Emanet-i Mukaddese (Mukaddes Emanetler)
denilen ve aralarında Hz.Muhammed'in (S.A.V) hırkası, dişi, sancağı ve
kılıcı da bulunan eşyaları, Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderildi. 29
Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı Soyuna geçti.
Yavuz Sultan Selim, Ayasofya Camii'nde yapılan bir törenle,
son Abbasi halifesi Üçüncü Mütevekkil'den (kendi deyimiyle Hadim-i
Haremeyn-i Şerifeyn) Haremeyn-i Şerifeyn, yani Mekke ve Medine'nin
hizmetkarı ünvanını devraldı ve böylece bütün Müslümanlar'ın dini ve siyasi
lideri oldu.
Rivayete göre, Üçüncü Mütevekkil kürsüye çıkıp, Halifeliği
Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han'a devrettiğini açıkladı. Sırtındaki
cübbeyi Yavuz'a elleriyle giydirdi. Halifelik nişanlarından sayılan kılıcı
elleriyle Yavuz'un beline bağladı. Yavuz Sultan Selim, o andan itibaren
Müslümanlar'ın dini ve dünyevi lideri oldu. Artık yalnız padişah olarak
değil, "halife" olarak da anılacaktı ve ondan sonra gelen tüm padişahlar da
aynı zamanda halife olacaklardı.
Yavuz Sultan Selim, tahtı devraldığında 2.375.000 km.kare olan Osmanlı
topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 6.557.000 km.kareye çıkarmayı
başardı. Devletin gelişmesi için de bir çok faaliyeti oldu. Çok düzenli
çalışan bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede ülke içinden ve dışından
istediği bilgileri alan Yavuz Sultan Selim'in adam seçiminde büyük bir
isabet yeteneği vardı. |